Vizesiz Yunan Adaları Cruise Turu: Zamana Karşı Kazanılan Zafer!

October 22, 2017

 

Tatil alternatifleri arasında zamana karşı yarışı en çok hissettiğiniz ve stratejiye en çok ihtiyaç duyduğunuz seçeneklerden biri cruise turları.

Limana varış ve limandan ayrılış süresinde, yapılacaklar listenizdeki maddeleri tamamlayabilmeniz iyi bir ön hazırlık yapmanıza bağlı. Spontane keşifler ile mutlu olup, tatili tamamen akışına bırakıyorsanız, limandan iner inmez bırakın ayaklarınız sizi istediği yere götürsün. Ama gittiğiniz yerin meşhur yapılarını, manzaralarını, lezzetlerini ve etkinliklerini keşfetmek istiyorsanız hepsini didik didik araştırıp günlük planınızı hazırlamanız zamana karşı yarışı kazanmanızı sağlıyor.

 

Biz, Celestyal’in Nefeli gemisinde Yunan Adaları turunda ilk cruise deneyimimizi şöyle bir program ile yaşadık:

 

 1.Gün İzmir

Kalkış:20:00

 

2.Gün Mykonos

Varış 09:00 Kalkış 03:00

 

3.Gün Santorini

Varış 09:00 Kalkış 22:00

 

4.Gün Rodos

Varış 08:00 Kalkış 15:00

 

5.Gün İzmir

Varış 09:00

 

Bu program, 24 saatten az zamanda keşfetmek için harika alternatifle dolu destinasyonlarda neler yapabileceğimizi A’dan Z’ye araştırmamızı gerektiriyordu. Biz de ulaşımdan, yeme –içmeye, plajlardan, hediyelik dükkanlara kadar her şeyi didik didik araştırdık. Daha önce bu limanları cruise turu ile gezmiş kişilerin bloglarından çokça yararlandık. Bizden bir hafta önce aynı tura Andaç’ın anne babası da katıldığı için onların tavsiyeleri de büyük bir şans oldu.

 

Cruise Firması İçin Tıklayın!

 

Eğer tur boyunca denize girmesem olur veya seçtiğim destinasyonda  zaman olursa girerim diyorsanız gezmek için çokça vaktiniz kalır ve ön araştırmalarla rahat adımlarla cafe-restaurantları, kiliseleri, hediyelik dükkanları keşfedebilirsiniz. Veya kendinizi Cruise firmasının her limandaki kara turlarına teslim edip tembel gezgin olabilirsiniz. Biz bunu önermiyoruz çünkü anlaşmalı oldukları, zevkinize hitap etmeyebilecek yerlerde gereksiz zaman kaybı yaşayabilir ve tur parasıyla cebinizi yorabilirsiniz.

 

Eğer bizim gibi ;''Yunan Adası turuna gidip denize girmeden olur mu!'' diyorsanız 7 saatlik Rodos duraklamasına bile deniz keyfini sığdırıp üstüne yemek yeyip, Old Town' ı gezip alışveriş dahil yapabilirsiniz. Bunun için gerekenler:

 

* 2 adet hızlı ayak, 

* Size uyum sağlayabilecek yol arkadaşı,

* Araştırmalarınızı yazdığınız defter-telefon vb.

 

İstedik ki internette didik didik yaptığımız araştırmalar sonucu kendi planımızı sizinle paylaşıp alternatif bir kaynak olalım. Cruise turu ve Yunan Adaları ile ilgili kritik ipuçları ve tavsiyelerimizi paylaşalım. O zaman haydi, tura başlıyoruz!

 

 

1. Gün İzmir (Kalkış 20:00)

 

Bizim katıldığımız tur İzmir kalkışlıydı. Bizden önce Çeşme kalkışlı bir tur vardı. Programın sıralaması ve saatleri değişebiliyor. Bu konudaki tercihin neden kritik olduğunu tavsiyeler kısmında anlatacağız.

Sabah uçakla İzmir'e gelip 16:00'da gemiye girişler başlamadan 1 saat önce limanda sıraya girdik. Yazının sonunda buradan da bir tavsiye gelecek. Gemiye bindiğimizde görevli eşliğinde kamaramızı görüp geminin içini keşfe çıktık. Valizler gemiye biniş öncesi sıra beklerken teslim edildi ve personeller tarafından direkt kamaralara taşındı.

 

 

 

 

 

Daha sonra kalkış öncesi yapılan duyuru ile kamaralarımıza gidip can yeleklerimizi alıp oda numaralarına göre toplanma alanlarına yönlendirildik ve acil durum bilgilendirmesi aldık.

 

Ardından İzmir limanını selamlayıp ilk liman Mykonos'a doğru yol aldık. Gemi her şey dahil sistemde, elinizi cebinize atmanıza gerek kalmıyor. Akşamları çeşitli salonlarda animasyon, canlı müzik gibi etkinlikler oluyor. Bir de minik bir kumarhanesi var. İçeceklerimizi yudumlayıp sohbet ettik, animasyon şovu izledik, programımızı gözen geçirdik ve ertesi gün Mykonos'ta uyanmak üzere günü bitirdik.

 

 

 

 2.Gün Mykonos (Varış 09:00 - Kalkış 03:00)

 

Sabah 08:30'da uyanıp gemide kahvaltımızı yapıp karaya çıktık. Geminin demirlediği liman merkeze 5 dk. otobüs yolculuğu mesafesinde ve bizi bekleyen özel otobüslerle merkeze geldik. Gün boyu otobüsler düzenli olarak gemi ve merkez arasında yolcuları taşıdı. Bizim planımız önce Korsan saldırılarına karşı labirent gibi konumlanmış meşhur mavi beyaz daracık sokaklarda dolanıp, Little Venice'e gidip, Rüzgar Güllerini de görüp plaja gitmekti.

 

 

Otobüsten indiğimizde üzerinde çeşitli meşhur plajların isimlerinin yazılı olduğu minibüsleri gördük ve Elia Beach, Paradise Beach ve Super Paradise Beach seçeneklerinden Super Paradise ı seçerek fiyat aldıktan sonra planımıza sadık kalıp sokakları gezmeye başladık. Minibüslerin kalktığı yerden sonra araç girişi yok ve biraz yürüyüp kendinizi dar sokakların içinde, her tarafta rengarenk dükkanlar, cafeler, restoranların arasında buluyorsunuz. Little Venice hemen yakında denizin evlere doğru sokulduğu yerde minicik bir alandan ibaret. Denize bakan çok tatlı cafeler var. Burada Caprice of Mykonos'u tercih edebilirsiniz. Biz oturmadık ama çok tatlı bir yerdi ve kokteylleri meşhurmuş. Burayı günbatımında tercih edebilirsiniz. Rüzgar gülleri ise Little Venice'in sol çaprazında kalıp tablo gibi bir görüntü oluşturuyor. Little Venice'ten sonra Rüzgar güllerine doğru hafif yokuşu yürüyerek çıktık ve bu kez oradan Little Venice'i izledik. Little Venice oldukça rüzgar alan bir nokta kafadaki şapkaya dikkat! Durgun olduğu ana denk gelirseniz şanslısınız.

 

 

Daha sonra yürüyerek sokakları keşfederken karşımıza çıkan evlerin, kapıların, cafe ve dükkanların sevimliliğine bayıldık. Her biri sanki bir film platosu gibi. Saatimizi kontrol ettiğimizde 12:00'de artık plaja geçme vakti gelince sokaklardan ayrılmam biraz zor oldu ama sıcaktan denize koşma isteği yardımcı oldu; Super Pradise'a giden minibüse atladık. Minibüse binerken size fiş veriyorlar, o esnada gidiş-dönüş parası vermiş oluyorsunuz, dönüşte plaja gelen minibüse fişinizi gösterip dönüyorsunuz. Yaklaşık 25 dakikalık bir yolculuk sonrası plaja vardık. Ulaşım için ATV veya scooter da bir alternatif ancak yol bulmak için zaman kaybetmek istemediğimiz için minibüsten yana olan tercihimizden memnun kaldık.

 

Super Paradise Beach'te deniz çarşaf gibi, masmavi, kumluk bir plajı var. Bodrum ve Marmaris koylarından ekstrem bir farkı yoktu. İşletme oldukça kaliteli ve çalışanlar ilgili. Fiyatlar maalesef yüksek. Beachte yemek yemek yerine akşam merkezde yemeye karar verdiğimiz için yalnızca serinlemek için bir birayı paylaştık. Saat 17:00'de başlayan meşhur happy hourlardan birini de görmüş olduk. Dansçı kızların uzun süren şovları devam ederken biz de yerimizde biraz eşlik ettik. Gitmeden önce okuduklarımız ve duyduklarımız kadar çılgın şeyler yaşanmadığını söyleyebiliriz. Belki de bize denk gelmedi.

 

Saat 18:30'da dönüşe geçtik. Rüzgar Güllerine karşı güneşi batırdık. Gündüz plajda bolca güneş aldığımız için Mykonos'un akşam rüzgarı oldukça serin geldi. Bir de plaj halimizle akşam için şık giyinmiş insanların arasında sırıttığımızı farkettik. Üşümesek umrumuzda olmazdı ama gemiye geçip akşam haline bürünüp tekrar merkeze geldik. Yemek yemek için meydanda geleni geçeni de izleyebileceğimiz Niko's Tavern'i tercih ettik. Fiyatlar yine yüksek gelmekle birlikte yemekler güzeldi.

 

 

Yemekten sonra sokakların akşam halini görmek için yürüyüş yaptık. Salaş cafe-restaurantlar, dünya sosyetesinin takıldığı meşhur mekanları keşfettik.  Niko's Tavern'in karşısındaki minik pubta masaların üstünde dans eden genç arkadaş grubu eşliğinde soluklanıp bira yudumladık. Saat 01:30'da Santorini için enerji toplamak üzere gemiye dönük. 

 

 

Mykonos'u birkaç kelime ile tanımlamak gerekirse, eğlence, alışveriş ve lüks beachler adası diyebiliriz. Biraz Alaçatı havası da yok değil. Bizim en pahalı bulduğumuz ve en çok harcama yaptığımız ada Mykonos oldu.

 

3.Gün Santorini (Varış 09:00 - Kalkış 22:00)

 

 Santorini bu turda bizi en çok heyecanlandıran destinasyondu. Sabah 08:30'da uyandığımızda Santorini'ye yanaşmakta olduğumuzu gördük. Denizden oldukça yüksek bu kayaların üzerindeki yapılaşma sanki kar yağmış bir dağ gibi görünüyordu. Santorini'de gemi limana yanaşmadan açıkta demirleyip shuttle denen arkamızdaki tekneler ile karaya geçiş sağlanıyor. Shutlle lara belli bir düzen ile binmek için geminin belirtilen noktalarından numara alıyorsunuz ve numaranız anons edildiğinde sırayla shuttelara geçiş yapıyorsunuz. Hiç vakit kaybetmeden ilk shuttle ile karaya ayak basabilmek için 1 numaralı shuttle a numaramızı aldık. Ne var ki rüzgar tanrılarının formu yerindeydi ve kaptanımız gemiden shuttelara geçişlerin güveli olabileceği bir konum almaya çalışıyordu. Bir an için Santorini'yi gemiden selamlamakla yetineceğimizi düşünsek de rüzgar bize izin verdi ve güvenle gemiden shuttle a geçip Santorini'deki zamana karşı yarışımızı başlattık.

 

 

Santorini'de shuttledan indikten sonra yukarıya yani yerleşim alanına çıkmak için 3 seçeneğimiz vardı:

 

* Teleferik ile manzara eşliğinde en kısa sürede ulaşım

* Eşek üstünde dar merdivenlerden güneşin altında ve daha uzun sürede ulaşım

* Eşekle çıkılan dar merdivenleri güneşin altında tabanvay olarak efor sarfedip en uzun sürede ulaşım

 

Burada bir parantez açmak gerekirse eğer karaya çıktığınızda ilk olarak yukarı çıkmayıp plajlardan birine gidecekseniz plajlara giden tekneler mevcut. Direkt deniz yolundan devam edip plaja gidebilirsiniz.

 

 

Biz, ilk seçeneği tercih edip arkamızdaki enfes manzara ile birkaç dakika içinde yukarı çıktık. Teleferik karaya indiğinizde hemen karşınızda, bileti de gişesinden hemen alıyorsunuz. Burada karaya ilk gelen shuttlelarda olmak avantajlı. Sıra beklemeden zamandan tasarruf yapıyorsunuz.

 

 

Santorini'de gezilmesi gereken iki yer mevcut. Biri Thira (Fira) diğeri ise Oia (İya). Teleferikten indiğinizde geldiğiniz bölge Thira oluyor. Her iki bölgeyi de muhakkak görmelisiniz. Bunun için bizim tur programındaki zaman dilimi oldukça yeterliydi. Hatta tabiiki yine denize de girdik. 

 

 

Biz, Thira'ya geldiğimizde direkt Oia'ya giden otobüslere binip önce Oia'yı gezip güneş iyice tepedeyken öğlen plaja gitmeyi serinleyip soluklanmayı sonra da Thira'ya dönmeyi planlamıştık. İyiki de böyle planladık. Santorini'de inanılmaz bir sıcak vardı ve güneş canınızı acıtacak kadar etkiliydi. Deniz molası vermesek güneşin altında o kadar yürümek işkenceye dönüşebilirdi.

 

 

Thira'dan otobüse binip Santorini'nin kurak ve enteresan coğrafyasını izleyerek, zaman zaman denize uçaktan bakar gibi hissederek yaklaşık yarım saatlik bir yolculuk ile Oia'ya geldik. Oia, meşhur mavi büyük kubbeli kliselerin, infinity poollerin, lüks balayı otellerinin olduğu adanın Thira'ya kıyasla daha meşhur bölgesi. Otobüsten indiğimize biraz yürüyüp sola doğru kıvrıldığımızda büyük kilisenin oraya ulaştık. Kilisenin önündeki meydanda ücretsiz wifi da bizi bekliyordu. Kilisenin önünden sağa ve sola doğru devam edip keşfe başlıyorsunuz. Deniz tam karşınızda ve meşhur Santorini evleri, kiliseleri denize doğru kat kat uzanıyor. Hepsini bütün olarak görebiliyorsunuz. Daha sonra geriye dönüp kilise meydanının sağ tarafına doğru yürümeye başladık. Her yerde harika hediyelik dükkanlar ve cafe-restaurantlar aklınızı çelmek için bekliyor.

 

Gelmeden önce not aldığımız, fotoğrafını gördüğümüz yerlerin büyük çoğunluğu karşımıza çıktı. Ancak çoğunluğu kapıda duran menülerinden bütçeyi zorlayacak nitelikteydi. Tesadüf eseri önceden not aldığım ve fiyatların nispeten uygun olduğu ve harika manzarasıyla Seagull Cafe Restaurant'ta bulduk kendimizi. Kalamar, bira ve patatesle karınları doyurup güneşten acıyan omuzlarımıza su serptik. Tur boyunca yediğimiz en güzel kalamar buradaydı! Kalamar dediğinizde Türkiye'de yemeye alışık olduğumuz un ile yağda kızartılan dışı çıtır çıtır soğan halkası görünümünde olandan farklı olarak ızgara kalamar getiriyorlar. Ancak biz ''fried kalamarı'' dediğimizde  ve fotoğrafını gösterdiğimizde kalamarı bizim usül getirdiler.  

Yunanlılar turistlere karşı oldukça sıcak ve samimi yaklaşıyorlar. Herhangi bir konuda yardım istediğinizde sizi anlamaya çalışıp muhakkak yardımcı oluyorlar.

 

 

Karınlar doyduktan sonra denize kavuşmak için otobüs ile adanın güneydoğunda kalan Perissa Beach'in yolunu tuttuk. Perissa Beach

dışındaki alternatiflerimiz yine adanın güneydoğusundaki Perivolos ve siyah volkanik çakıl taşı ile adaya özgü plajlardan Kamari'ydi.  

Adanın bir diğer meşhur plajı, arkasında kızıl kayalıklar ile uzanan Red Beach'e ise Kamari ve Perissa plajlarından kalkan tekneler ile yaklaşık yarım saatte ulaşabiliyorsunuz. 

 

Biz, geniş ve ferah sahil şeridi ile Perissa Beach'i tercih ettik. Plaja geldiğinizde sol tarafta kalan kayalığa yakın işletmelerden birini tercih etmenizi öneririz. Kayalık sayesinde daha korunaklı, daha az rüzgar alıyor ve deniz durgun. Şezlong ücreti makul bir meblağ olmakla birlikte kalamar ve içecekler de Mykonos'a oranla uygundu. Yaklaşık 2 saat deniz molasının ardından plajın hemen arkasına gelen otobüs ile Thira'yı gezmek üzere dönüşe geçtik. 

 

 

 

 

 

Thira, bizde Oia'ya kıyasla daha salaş, daha sakin bir izlenim uyandırdı. Thira, yanındayken devasa olarak gördüğünüz geminizi lego gibi görebildiğiniz yükseklikten, uçsuz bucaksız deniz seyri sunuyor. Bir yandan yürüyüşümüzü yapıp bir yanan hediyelik dükkanlara girdikten sonra gün batımı yaklaşırken Teleferik'in yakınındaki Restaurantlardan PK Coctail Bar'ı (Palia Cameni) tercih ettik. Manzara ve gün batımının anlatıldığı kadar güzel olduğunu söyleyebiliriz. 

 

Güneşi batırmak için hem Oia'da hem Thira'da oldukça fazla alternatif var. Cafe-Restaurantların dışında insanlar binaların üstünde, yürüyüş yolu üzerinde güzel noktalar yakalayıp gün batımını beklemeye başlıyor. Yani eğer ekstra harcama yapmak istemezseniz aslında her yer ücretsiz seyir terası niteliğinde. 

 

 

 

 

 

Güneşi batırırken bir yandan göz ucuyla teleferiği takip ediyorduk. Gemiye geçmek üzere son shuttle saat 20:00'deydi ve teleferikte uzunca bir kuyruk oluşmaya başladı.  Sıraya girip bekleyeceğimiz zamanı biraz daha manzaraya ayırıp, hızlı adımlarımıza güvenerek eşek ve yaya yolu olan merdivenleri kullanmaya karar verdik. Kızıl gökyüzü eşliğinde merdivenlerden inerken ışıklarla aydınlanmaya başlayan Santorini akşamının ayrı bir güzel olduğunu gördük. Sondan bir önceki shuttle a koşar adım kendimizi bıraktık ve oldukça dalgalı olan denizden kayaların üstündeki yerleşimin güzelliğini izleyerek gemiye vardık. Santori'ni de en azından bir günümüz daha olsaydı harika yerler keşfetmeye ve harika fotoğraflar çekmeye devam edebilirdik. Rüya gibi geçen bir günü konuşup tekrar yaşayıp son liman Rodos'a uyanmak üzere günü bitirdik. 

 

Santorini için, romantizm adası demek klişe gibi gelse de adanın ruhunda bu var yapacak bir şey yok. :)

 

4.Gün Rodos (Varış 08:00 - Kalkış 15:00)

 

Sabah 07:45'te kahvaltımızı yapıp, turun en çok tarih kokan adasına adım attık. Rodos, en az zamanımızın olduğu adaydı ancak avantajımız Old Town ve gideceğimiz Elli Beach'in yürüyüş mesafesinde olmasıydı. Önce İbrahim Paşa Camii'sini, Rodos Kalesi'ni ve Şövalyeler Caddesi'ni gezdikten sonra  Old Town'un sokaklarında o tarihi, mistik havayı hissederek yürüdük. Burada kara turu ile rehberler eşliğinde tarihi bilgileri dinleyerek de gezebilirsiniz. Tüm tarihi noktalarda bilgi yazıları olduğu için biz onları okuyarak keşfetmeyi tercih ettik.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Old Town tam bir hediye cenneti. Kahveli Ouzo'dan damla sakızı likörüne, şövalye figürlerinden takıya pek çok alternatif olan büyük bir açık hava çarşısı da diyebiliriz Old Town için. 

 

Rodos'ta hiç ulaşım aracı kullanmadık. Başta Elli Beach'e taksiyle gitmeyi düşündük ancak taksici bile yürüyebileceğimiz mesafede olduğunu söyleyince hızlı adımlarla plaja ulaştık. Deniz mavi bayraklı ve oldukça sakindi. Öğlene doğru biz ayrılırken kalabalıklaşmaya başladı. Yalnızca şezlong ücreti verip zaman geçirdik. Karnımız acıkınca plajdan ayrılıp yürüyerek Old Town'ın içindeki salaş restaurantlardan birinde tur boyunca yediğimiz en ucuz karides ve kalamarı yedik. Plaj ve Old Town'daki fiyatlardan turdaki en ucuz adanın Rodos olduğuna karar verdik. Hatta Türkiye'de güneydeki pek çok yerden ucuz olduğunu söyleyebiliriz. Tabii dövizin yükselişi ile hala aynı şeyi söylemek pek mümkün görünmüyor. 

 

 

Daha sonra Rodos'a en az 3 gün gelmek ve oldukça büyük olan adanın diğer koylarını keşfetmek üzere Rodos'tan aklımız kalarak ayrıldık.

 

Rodos'u en ucuz, en salaş ve en samimi ada olarak tanımlayabiliriz.

 

İzmir'e doğru yola çıktık ve kalan zamanı geminin aktiviteleriyle geçirip 5.güne İzmir'de uyanıp ilk cruise turumuzu zaman karşı yarışı kazanarak mutlu bir şekilde tamamladık.

 

Cruise Turu ve Yunan Adaları İle İlgili Kritik Tavsiyeler

 

* Celestyal yabancı bir cruise firması ve pek çok milletten çalışanı bulunuyor. Gemide Türk çalışanlar da mevcut ve diğer milletlerden personeller ile İngilizce iletişim kurabiliyorsunuz. Sizi anlıyorlar ve gerçekten özveriyle çalışıyorlar. Temizlikten yemeklere, içkilere, müziklere, ilgi ve alakaya genel olarak iyi puan verdik. Bu anlamda Celestyal tavsiye edebileceğimiz bir cruise firması.

 

* Cruise turlarında gideceğiniz detinasyonlar için birkaç program alternatifi olabilir. Hangi limanda daha çok zaman geçirmek isteyeceğinize göre tercih yapma şansınız varsa mutlaka değerlendirin. Özellikle bir yerin hem gündüzünü hem gecesini görme şansınızın olmadığı yerler için gündüzü mü geceyi mi görmeyi istiyorsunuz buna göre tercih yapabilirsiniz. 

 

* Bizden önceki turda Mykonos'a varış akşam saatleri olduğundan plajlardan birinde denize girme ve meşhur sokakları gündüz gözüyle gezme imkanı bulamazdık. Bizim turdaki saatler ile hem gündüzünü hem gecesini görme şansımız oldu. Limandan 03:00 değil de sabah veya öğlen ayrılsaydık meşhur gece kulüplerinden biri de ziyaret edilebilirdi çünkü asıl eğlencenin gece 01:00'den başlayıp sabaha kadar sürdüğünü öğrendik. Tabii bahsettiğimiz meşhur clublar  oldukça pahalı olduğundan belki uğramak bile mümkün olmazdı.

 

* Santorini'yi muhakkak gündüz gözüyle görmek lazım. Hele bir de günbatımını da görebiliyorsanız o program candır! Biz 22:00'da limandan ayrılırken günbatımını göremeseydik Santorini'nin hakkını verememiş olacağımızı düşündük. 

 

* Rodos için ise Old Town ve yakındaki Elli Beach için 6 saat yetmiş olsa da çok büyük ve birbirinden güzel koylara sahip olması nedeniyle keşke daha çok zamanımız olsaydık dedik. Daha sonra Rodos'a en az 3 gün için gelip her koyda denize girmek üzere kendimizi avuttuk.

 

* Saat 16:00'da gemiye binişlerin başlayacağı programda son anda gelip kolaylıkla gireceğinizi düşünmeyin. Limanda ayrılmış alanda valizlerinizle birlikte en azından 1-2 saat önce sıraya girin. İlerleyen saatlerde sıra yılan gibi kıvrılmaya ve üstünde tente olan alanın dışına doğru taşmaya başlıyor. Güneşin altında beklemek istemezsiniz. Biz, sıranın başlarındaydık, valizlerimizi sıraya koyduk ve kenarda oturmaya başladık. Zaten sırada insanlardan çok valizler duruyor, oturacak yer bulanlar oturuyor diğerleri ayakta bekliyor. 

 

İşlemler başladığında valizlerinize numara verilip alınıyor, gemiye giriş çıkışlarda kullanacağınız kartınız için fotoğrafınız çekiliyor ve gerekli işlemler tamamlanıyor. Ardından limanın içine girip pasaportla ilgili kontroller yapılıyor ve gemiye girişiniz sağlanıyor. Gemiye girerken ise kartınız teslim ediliyor.

 

* Eğer kara turlarına dahil olmayıp bizim gibi kendiniz gezecekseniz çok kalabalık bir arkadaş grubu olarak gitmeyin. Kısıtlı sürede her kafadan bir ses çıkarsa problem olur.

 

* Sıcağa ve güneşe karşı dayanıklılık testinde hissedeceğiniz anlar için güneş kreminiz, şapkanız ve gözlüğünüzle hazırlıklı olun.

 

* Gemide adım atmadık yer bırakmayın, seyir halindeyken en çok hangi alanlardan keyif alacağınızı belirleyin.

 

* Seçme şansınız varsa üst katlardaki kamaraları tercih edin, sesi ve sallanma hissini minimuma indirmiş olursunuz. Orta katlarda olmamıza rağmen tahminimizden çok daha az hissediliyordu. Yine de ne olur ne olmaz deniz tutmasına karşı ilaç bulundurun.

 

* Kamara tercihinde yatmadan yatmaya girecekseniz penceresiz kamaranın da ferah olduğunu söyleyebiliriz. Havalandırma da oldukça yeterli. 

 

* Seyir halindeyken içkinizi alıp güvertede sohbet edin, karanlığın içinde denizin kokusunu içinize çekin. 

 

* Bol bol fotoğraf ve video çekin. Tur bittiğinde uzun bir rüyadan uyanmış gibi hissedeceksiniz, anıları kaydedin. Her limandan bir hatıra alın. 

 

* Ouzo için, kalamar ve ahtapot  yiyin! Santorini'de adanın beyaz şarabından için!

 

Eğer Cruis Turu ile Yunan Adalarına giderseniz bize yazmayı unutmayın! Aşk hep gezenle olsun!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

RECENT POSTS:
SEARCH BY TAGS:
Please reload